FOMGET’in genç defans oyuncusunun bir numaralı maksadı A Ulusal Takım. Futbol mesleği önüne çıkan mahzurları adeta yıkarak aşmakla geçen genç oyuncu, bu amacına ulaşmak için yaz tatillerinde bile çok çalıştığını söylüyor, dürüstlüğü ve güçlü karakteriyle efsane boksör Muhammet Ali’yi kendisine örnek alıyor.
Röportaj: TamSaha / Rasim Artagan
29 Ağustos 2003 tarihinde Ankara’da doğdun. Öncelikle aileni tanıyabilir miyiz?
Annem, babamla birlikte yaşıyorum. Dört kardeşiz. Annem ev hanımı, babam bir araba servisinde çalışıyor. İki ablam evli. Birisi özel bir yemek şirketinde müdür, başkası ise ev hanımı. Abim de futbol oynuyor. Esasen futbola olan ilgim de ağabeyimden geliyor.
Nerede oynuyor?
Ankara DSİ’de oynuyor. 1998 doğumlu. Daha önce Gençlerbirliği’nde oynuyordu. Ama oradayken bir sakatlık geçirdi ve çapraz bağlarını kopardı. Şimdi yeni yeni toparlanıyor. Kendisini geliştirmek için Ankara DSİ’ye geçti.
Futboldan önce Ankara’da nasıl bir çocukluğun vardı?
Çocukluğum hiperaktif geçti. Hep ağabeyimle dışarda olurdum. Birlikte futbol oynardık. Aslında hayatım tamamen futboldan ibaretti. Mahallede futbol oynayan tek kız bendim. Hepsini çalıma diziyordum. Ağabeyimle hep kol kolaydım. O denli devam ettim.
Ailende abinden diğer sportmen var mı?
Ablalarım da küçükken spor yapmış. Birisi kickboks, başkası ise tekvando yapmış. Ama yarıda bırakmışlar. Ailemin hepsinin fiziği ince ve spora yatkın. Bence esnekliğimiz ve sportmenliğimiz buradan geliyor.
Eğitimini sorayım…
Liseyi bitirdim, BESYO için hazırlık yapıyorum. Bu seneyi futbola odaklanmak için boş bırakmak istedim. Şu an üniversite imtihanına hazırlanıyorum.
Futbol yeteneğini abin keşfetmiş diyebilir miyiz? Seni bir kulüpten içeri kim soktu?
Okulda da top oynuyordum. Bir vücut eğitimi dersinde hocalarımla oynadım. Hocalarım çok iyi oynadığımı görünce Ankara’da FOMGED’in o dönemki antrenörünü çağırıp beni izlemesini istediler. Baki Çiftçi beni izlemeye geldi ve “Tamam, bu hafta sonu kulübe gelmeni istiyorum” dedi. Bunun için babamdan izin almalıydım. Bana ilk başta, “Gitmene gerek yok” dedi. Ama bir-iki gün boyunca çok üzgün olduğumu görünce, “Hazırlan, eşofman kadrosunu giy, seni bir yere götüreceğim” dedi. Ben de hazırlandım ve babam beni Baki Hocamın yanına götürdü.
Yani baban, Baki Hocayla irtibata geçmiş.
Evet. Konuşmuşlar ve beni götürdü. Bu şekilde 2014’te FOMGED’de futbola başladım. FOMGED çok esaslı bir kadın futbol takımı…
Orada nasıl bir altyapı eğitimi aldın?
İlk başta gittiğimde zati altyapı vardı. İlk futbola başlayanlar ayak içi pasla başlar ya… Ben de o şekilde başladım. Benim yaşımda iki-üç çocuk daha vardı. Onlarla birlikte çok iyi oynuyorduk. Hocamız bize, “Gelecekte bu takımın iskeleti siz olacaksınız” dedi. Bize ekstra yüklenmeye ve futbol manasında daha fazla şey öğretmeye başladı. Daima çalışıyorduk. Kısa bir süre içinde A kadroyla antrenmanlara çıkmaya başladık. Sabah küçüklerle antrenman yapıyor, akşam A kadroyla egzersize çıkıyorduk. Sonra bizi TFF’nin düzenlediği Ülker kamplarına gönderdi. Bu şekilde Ulusal Takım hayatım da başladı diyebilirim.
Ulusal Grup’ya ilk ne zaman girdin ve seni kim çağırdı?
2015-2016’da Ülker kampı vardı. Tuğçe Mercan Hocam çağırmıştı beni. O kampa katıldım. Orada idmanlar yapıyor, turnuva maçları oynuyorduk. Orada kendimi gösterince seçkin kampa seçildim. Oradan çıkanlar U15 Ulusal Ekibi’ne gidecekti. O kampta hastalandım ve bir süre futbola devam edemedim. Bir sene ara vermek zorunda kaldım. Sonrasında tekrar başladım ve giderek tempomu artırdım. O vakitten beri de devam ediyorum. U17’ye geldim ama o sene de sakatlandım. Bağlarım yırtıldı. Tekrar pes etmedim. 2003-2004 doğumlular takımına çağrıldım. Orada da devam ettim. Bir sene oynadım ama bu sefer de araya Covid-19 girdi. Pandemi döneminde de ağabeyimle birlikte kendi başımıza antrenman yaptık.
Abin talihin olmuş aslında…
Evet kesinlikle. Abim bana çok destek olur. Abim de ailemin diğer fertleri de benden hiçbir zaman dayanaklarını esirgemezler. Her zaman arkamdalar.
Sonrası nasıl devam etti? FOMGED’de süre almaya başladın mı?
Evet. Ligde ilk A takıma çıktığımda yedek başlamıştım. Kolay maçlarda oyuna giriyordum. Sonra yavaş yavaş takıma adapte olmaya başladım. Adana İdmanyurdu maçımız vardı. Son 20 dakika oynadım. İyi de performans gösterdim. O maçtan sonra ilk 11 oynamaya başladım. Daha sonrasında yeniden sakatlandım ve sezonu kapattım. Sonra tekrar toparladım ve ilk 11’de oynamaya başladım. Şu an FOMGED’le ligde devam ediyorum.
Sen aslında U19 Kadın Ulusal Kadromuzun şanslı ve kendi grubunda daima süre alan oyuncularındansın.
Evet kesinlikle… Ligde hep oynayan bir oyuncuyum. Bu sezon aslında kadromuz çok iyi. Pas yapabiliyoruz. Seçkin paslar yapabiliyoruz. Ama sonuçta biraz sıkıntı çekiyoruz. Ligde yerimiz istediğimiz düzeyde değil. Lakin sezonun ikinci yarısında daha iyi olduğumuzu söyleyebilirim.
Ulusal Ekip’te oynamak nasıl bir his?
Bu sene U19’daki son senem. Artık A Ulusal Takım düzeyine çıkmam gerekiyor. İlk resmi maçıma çıktığımda tarif edilemez hisler yaşadım. Ortama bakıyorum. Arkadaşlarımla yan yana dizilmişim. Sağ elimiz kalbimizde… İstiklal Marşımızı okuyoruz. O sırada bunu başardığımı hissetmişim. Beni çok heyecanlandırıyor. Akranlarıma ve benden küçük kızlarımıza tavsiyem burası çok diğer bir seviye… Çok çalışsınlar. Buraya gelebilmek için kendilerini zorlasınlar. Sahiden her şey çok hoş.
A Ulusal Kadro’yla ilgili kanıların neler?
U15’ten beridir gayem, hayalim A Ulusal Takım… Hep bunu söyledim. Arkadaşlarım yazın tatil yapıyorken ben yazın da bu hedefe ulaşabilmek için çalışıyorum. Hayatımdaki tek hedeflediğim nokta A Ulusal Takım. Bu hedef için nefes almadan çalışıyorum.
Kendine örnek aldığın atletler kimler?
Karakter olarak Muhammed Ali’yi örnek alıyorum.
Senin yaşın Muhammed Ali’ye çok yetmiyor ve bu karşılığınla beni nitekim şaşırttın… Nasıl başladı bu ilgi?
Muhammet Ali çok dürüst bir insandı. Çok güçlü bir karakteri vardı. Öldüğü zaman her yerde onunla ilgili haber vardı ve benim ilgimi çok çekmişti. Sözlerini okudum, yaptıklarına baktım. İşinde çok başarılıydı. Her zaman onun gibi olmaya çalıştım. Her zaman dürüst olmaya çalıştım.
Seninle bir arada futbola başlayan ama futbolcu olamayan çok arkadaşın var. Sen bunu başardın. Neleri farklı yaptın da futbolcu olabildin?
Her zaman çok çalıştım. Arkadaşlarım tatil yaparken hep çalıştım. Baki Hocam, “İdman bitti” dediği zaman ben, “Hocam uzun topum eksik. Biraz daha çalışalım” diyordum. Ekstra çalışmaktan hiç vazgeçmedim. Hep eksiklerimi görerek ilerledim. Diğer arkadaşlarım bunu yapmadı ve gezmeyi tercih etti.
Meslek gayesine gelelim. Çok gençsin ve kendine nasıl bir meslek planı yaptın?
Benim şu an ilk maksadım A Ulusal Takım takımında yer almak. Sonra ligdeki en iyi takımda oynamak ve akabinde da yurt dışına çıkmak istiyorum.
Kendine yakın gördüğün ülke hangisi?
ABD’ye gitmeyi çok istiyorum.
Ortamızda bunu başaranlar var.
Evet, var. Ben de onlar gibi başarmak istiyorum. Birtakım arkadaşlarımı davet etmişler. Ama bunlar için çalışmaları lâzım. Neden ben de yapamayayım? Gayem oralar. Çok istiyorum. Bunun için yabancı lisan öğrenmem gerekiyor. Maalesef şu an yabancı dilim yok. Aslında bu sene çok yabancı oyuncumuz var. Onlarla daha fazla iletişim kurabilirim. Pratikle kendimi geliştirebilirim. Profesyonel bir eğitim de almak istiyorum.
Bugün babanla oturup konuştuğun zaman aranızdaki diyalog nasıl oluyor?
Babam futbol izlemeyi çok sever. Bizim hiçbir maçımızı kaçırmaz. Abim de öyle… O da hep futbolun içinde. Çoğu zaman egzersizlerin nasıl geçtiğini, kampların nasıl olduğunu, rakiplerin durumunu konuşuyoruz. Maçı izlediysek tahlil yapıyoruz. Hepimiz toplanıyoruz ve birlikte TV’den maç izliyoruz. Sohbetimizin geneli futbol oluyor.
Konutundan hiç ayrılmamış bir oyuncusun. Transfer olduğun zaman ailenden ayrılma fikrine kendini hazırladın mı?
Bunu çok düşünüyorum. Bu sene konuttan daha fazla uzaklaştım. Daima kamplara ve deplasmanlara gittim. Gitgide de ailemi daha çok özlediğimi fark ettim. Ama aile hasretini bir kenara bırakıp işime odaklanmam gerekiyor. Kendimi buna hazırlıyorum. Bir yere gidersem babam benim yanıma gelir zaten…
Gelemeyeceği yer olursa; yurt dışına transfer olursan?
Evet, bu ihtimal de var. O denli olursa bilmiyorum. Kendimi hazırlıyorum bu duruma. Ailem bana her zaman destek olur. Bana o hasreti fazla hissettirmezler. Gerimde dururlar. Ben de bu olgunlukta olduğumu düşünüyorum.
Annenle futbol konusunda neler konuşuyorsun?
Annemle konuşmalarım genelde sakatlanmalarım üzerine oluyor. Daha dikkatli oynamamı, kendimi müdafaamı söylüyor. Maçlarıma gelip izlediğinde, “Yere düştüğünde çok üzülüyorum” diyor. O yüzden çok izlemek istemiyor maçlarımı (gülüyor). “Şunu yaparsan sakatlanmazsın. Bunları iç, sana iyi gelir” diyor. Bana çok iyi bakıyor sağ olsun. Beni hep destekliyor.
Ülkemizin dört bir yanında bu röportajı okuyacak ve futbola ilgi duyan küçük kız çocuklarına ne söylemek istersin?
Aslında söylemek istediğim şey, asla pes etmesinler. Zira pes ederlerse maksatlarına ulaşamazlar. Ayrıyeten çok çalışsınlar. Çalışmak işin püf noktası. Asla, “Bugün çok yoruldum, dinleneyim” demesinler. “Bugün işimi bitirdikten sonra dinlenirim” desinler. Koşsunlar ve karşılarına çıkan engeli kesinlikle aşsınlar. Bunları söyleyebilirim.
Hobilerin ve fobilerin neler?
Arkadaşlarımla oturup kahve içmeyi, sohbet etmeyi çok severim. Fobim ise su… Geçen sene boğuluyordum. O yüzden korkuyorum. Daima çalıştığım için yüzmeye vaktim olmadı. Arkadaşlarım yüzmeye giderken ben egzersiz yaptım.
Kendinde eksik gördüğün ve geliştirmek istediğin istikametler var mı?
Çok sonlu bir beşerim. Maçlar da dâhil. Agresif ve gerginim. Bu da bana zarar veriyor. Bunu törpülemek istiyorum. Fizik olarak omuzlarım ve belimi güçlendirmem gerekiyor.
Bunun için neler yapıyorsun?
Ulusal Kadrolar bize MacFit sponsorluğu verdi. Bir sene boyunca spor salonlarını kullanabiliriz. Ama şöyle bir meselemiz var ki, ligimiz çok sıkışık. Zaman bulamıyoruz. Benim antrenmanlarım günün tam ortasında. Meskenim de her yere uzak. O yüzden gidemiyorum. Egzersize bile gitmek için iki saat önce konuttan çıkıyorum. Bütün yazı beden geliştirmeye ayırabilirim.