Aslı Kalaç: “Arina, Ana, Melissa! Çılgınlar”

Fenerbahçe Opet’in yıldız orta oyuncusu Aslı Kalaç ile CEV Şampiyonlar Ligi yarı finallerine kısa bir süre kala özel ve samimi bir söyleşi gerçekleştirdik.

Aslı Kalaç: “Arina, Ana, Melissa! Çılgınlar”
Yayınlama: 01.04.2023
7
A+
A-

Fenerbahçe Opet’in milli orta oyuncusu Aslı Kalaç, CEV Şampiyonlar Ligi yarı finalinde VakıfBank ile karşılaşacakları maçlar öncesinde Sporx’ten Hakan Celep ve 4Bir4Bir’den Hakan Eyüpoğlu’na açıklamalar yaptı.

Aslı Kalaç, son yılların en başarılı takımı olan Imoco’ya karşı net bir şekilde galip gelmeleriyle ilgili “Açıkçası maçı yenebileceğimize karşı umudumuz vardı. ama bu kadar kolay olmasını kimse beklemiyordu.” dedi.

– Takım olarak çok iyi form yakaladınız. Bunu nasıl başardınız?

Takım olarak bizim çok önemli amacımız bu periyotlarda form yakalamaktı. Sezon başı maçlarını biraz daha hazırlık maçları gibi geçirmemiz lazımdı. Zira ne çok önemli periyotlarda takım pik noktasını yaşamalıydı. İstenilen gayeye da ulaşıldı. Bu yüzden memnunuz. Çok verimli sonuçlar da alıyoruz. Şu anda kulüp olarak en büyük amacımız, Cumhuriyet’in 100’üncü yılında bütün branşlarda kupa kazanmak. Süper Kupa’yla başladık, darısı diğer kupalar inşallah! Emelimiz adım adım o kupalara da ilerlemek olacak. 

“EN BÜYÜK GAYEMİZ 4 KUPA!”

– 4’te 4 gayeniz var. Bunu başarabilecek misiniz?

En büyük maksadımız o. Neden olmasın? Zira baktığınız zaman son dünya şampiyonu Imoco’yu çeyrek finalde eledik. Çok net bir skorla eledik. Türkiye Kupası’nda tahminen finalde müsabakayı düşündüğümüz Eczacıbaşı’nı çeyrek finalde net bir skorla geçtik. Şu Anda önümüzde VakıfBank var. VakıfBank’la da Türkiye Kupası’nda finalde müsabaka şansımız var. Şampiyonlar Ligi’nde onlarla oynayacağız, lig bu türlü devam ederse Play-Off yarı finalinde VakıfBank’la oynayacağız. VakıfBank uzun bir süre karşılaşacağız gibi duruyor. VakıfBank’ı çok iyi tanıyoruz. Geçen sezon da final etapları hep VakıfBank’la oynandı. Bu sezon inşallah gülen taraf biz olacağız.

– Şu Anda yarı finalde VakıfBank’la karşılaşacaksınız. Nasıl bir eşleşme bekliyorsun?

Aslında onu demek istemiştim. Geçen sezon yoktum ama maçları yakında takip etmiştim. Zira seyir zevki çok yüksek maçlardı. Şampiyonlar Ligi yarı finalinde altın sette kaybetmiştik. Bence biraz kederimiz de var. Ligdeki seride son maçı alsaydık, şampiyon olacaktık. Sonra seri beşinci maça uzadı. Bu sene gülen taraf biz olmak istiyoruz. Geçen sene ben yoktum ama dışarıdan yorum yapabilirim. Takım olarak şu an daha iyi gözüküyoruz. Bunun da meyvelerini almak istiyoruz.

“IMOCO! HALA ŞOKTAYIM”

– Imoco’yu bu kadar rahat geçebileceğinizi düşündünüz mü?

Bir defa son dünya şampiyonuyla oynadık. Ondan önce her sene Şampiyonlar Ligi’nde final oynayan bir takım Imoco. Yani şimdi dünyanın en iyi kadrolarından bir tanesi. Açıkçası maçı yenebileceğimize karşı umudumuz vardı.bu kadar kolay olmasını kimse beklemiyordu. Hele ki burada 3-0 kazandık. Kendi evimizdeydik, taraftarlarımız kusursuz bir atmosfer yaratmıştı. Onları yardımı bizim için çok kıymetliydi. ama en azından oradaki maçta bu kadar kolay şekilde ilk iki sette bitirebileceğimizi düşünmüyorduk. Hatta kendi ortamızda konuştuğumuzda da ‘Burada daha farklı olabilir her şey! Biz konsantrasyonumuzu bozmayalım. Biz panik yapmayalım, onlar panik yapması gereken takım’ diye konuşuyorduk. Ben hâlâ şoktayım. Hakikaten inanılmazdı. Nitekim voleybolu unuttular bir anda! O denli bir kıvama geldiler. Çok memnunum, çok gururluyum. Bunun devamını gelmesini umuyorum. 

– Fenerbahçe’nin diğer ekiplere göre artıları neler? Hangi tarafınıza daha çok güveniyorsunuz?

Bizim en büyük artımız hatta Imoco maçı sonrası Santarelli de söylemiş. Şu an üç tane köşeden erkek gücüne sahip, çok yüksek olan iki smaçörümüz ve bir pasör çaprazımız var. Resmen havaya topu atıyoruz, öldürüyorlar. En büyük artımız bu. Üç tane çok iyi atak yapan oyuncumuz var. Ve çok iyi servis atan bir ekibiz. İyi servis attığımız zaman çok rahat blok defans kurabiliyoruz. Çok iyi servis atan oyuncularımız da var. Çok iyi servis atınca iyi blok defans kuruyoruz. Sonrasında çok çıkıyor ve çıkan topu öldüren çokça adamlarımız var esasen. Bunun dışında takımın atmosferi de çok iyi! Yani herkes birbiriyle çok iyi anlaşıyor. Herkes birbirine yardım etmek için uğraşıyor.

– Bu biraz orta oyuncuların top alma bahtını düşürüyor diyebilir miyiz?

Tabii ki öylefakat yapacak bir şey yok. Sonuçta benim de öbür vazifelerim var. Benim en büyük önceliğim blok yapmak. Yapamadığımda da pozitif bir şekilde top sektirmek. Ben top alamadığım vakitlerde buna daha çok konsantre olmak zorundayım. Zira takıma o şekilde yarar sağlayayım. Keza servis atmak da bizim için çok önemli. Ben genelde pozisyon gereği Arina ve Vargas’ın ortasında geliyorum. İki tane riskli servis atan adamlar var. Benim ortada attığım servisin hem kaliteli olması lazım. Başkalarına göre daha az kusur yapmam lazım ki, onlar o riski almaya devam edebilsinler. Benim de bunlara öncelik vermem gerekiyor.

“ARINA, MELISSA, ANA! ÇILGINLAR”

– Büyük bir atak gücünüz var. Arina, Vargas ve Cristina hakkında söylersin?

İdman kalitemiz çok yükseliyor. İdmanda blok yaptığım şahıslar Vargas ve Arina oluyor. Onlardan sonra maçlara çıktıktan sonra daha rahat blok yapabiliyorum. Zira idmanda üst düzey atak yapan isimler oluyor. Onlara karşı çalışmak çok daha farklı oluyor. Kişilik olarak zati üçünün de yaşı çok daha genç. Hâlâ da çocuk ruhlular. İnanılmazlar. Vargas aslında benim benzeri çılgın. Ana ve Arina da çok düzgünler. Bence çok daha iyi olacaklar. Bu türlü devam ederlerse, gelecek yıldızları diyebilirim.

– Aslı sezon içerisinde önemli bir sakatlık yaşadın ama geri dönüşün çok iyi oldu. O süreçte neler yaptın?

İyi bir sezon başlangıcı yapmıştım. Şampiyonlar Ligi’ndeki Stuttgart maçında ayak tarak kemiğimde kopmalı kırık oluştu. Ben aslında maçta onu anlamadım. Ayak bileğimi burktum sandım ve bir sonraki sete başladım. sonra fark ettim ki; bunun ayak bileğimle alakası yok. Tamamen öbür bir şey ve beni yürütmemeye başladım. Daha sonra devam edemeyeceğimi söyledim. Zati o an duruma baktıklarında daha farklı bir şey çıkacağını söylediler. Bunu bekliyorduk. Maalesef de beklenen sonuç çıktı. Çok üzüldüm. Bu benim Fenerbahçe’deki ilk dönemim. Ve bir Fenerbahçeli ailede büyüdüm. Çok iyi başlamıştım. Süper Kupa’yla başladım. Şu an gayeler büyük. Diğer kupaların da peşindeyiz. Aileme bu gururu yaşatıyorken, bu sakatlığı yaşamak beni çok üzdü. Sekiz haftalık bir süreç verdi.fakat buradan kondisyonerimiz Marco ve fizyoterapistlerimiz Umut ve Tome’nin katkıları çok büyük. Tabii ki de kendi azmim sayesinde beş buçuk hafta sonra ilk idmanıma çıktım. Onlar olmasaydı bu kadar çabuk dönebilir miydim bilmiyorum. Tabii ki benim hırsım ve daha çabuk alanlara dönebilmek isteğim vardı. Bu kadar hedef varken, saha kenarından değil de saha içinde olmak istediğim. O azimle geri döndüm. Ufak tefek ağrılar oluyor ama şimdi iyi durumdayım. 

“MACRIS, DÜNYANIN EN İYİLERİNDEN”

– Macris ve Buse’yle olan ahengin nasıl?

Macris dünyanın en iyi pasörlerinden bir tanesi. Esasen Macris’e bir şey söylemenize gerek kalmıyor. Bir tane alçak pas attığında gidip, ‘Biraz daha yükseltir misin?’ dememe gerek kalmıyor. Aslında dönüp, ‘Bu alçak sana. Bir dahakine şöyle yapacağım’ diyor. Ya da bir topa yanlışlı girdiğimde o düzeltiyor. Deneyimli ve tecrübeli bir pasör olduğu için kesinlikle ahengi otomatikman yakalıyorsunuz. Hatta benim en beğendiğim anlardan bir tanesiydi. Bolu maçında manşetle kurşun pas atmıştı. Bu üslup şeyleri de yapabiliyor. İdmanda geriye dönüp pas atmaya çalışıyor. Buse’yle Milli Kadro’da da beraberdik. Her zaman ahengimiz vardı. Aslında dışarıda da çok görüştüğümüz birisi. Saha içerisinde yalnızca bir göz hareketimize bakıyor. Neyi yanlış neyi doğru yaptığımızı anlayabiliyoruz.

– Aslı, Milli Ekip’te yeni bir periyoda giriliyor. Aslı’nın Milli Takım gayesi nedir?

Milli Grup’ta yeni bir dönem başlıyor. Heyecanlıyız. Santarelli’nin gerek milli takım gerekse Imoco’da yaşattığı muvaffakiyetleri hepimiz görüyoruz. Çok genç, dinamik bir antrenör. Bizim grubumuz da çok genç ve dinamik bir takım! Ortamızda birkaç tane ablamız var. Onlar da deneyimlerini ortaya koyuyorlar. Hem takım hem de Santarelli’nin genç ve dinamikliğiyle çok iyi bir ahenk yakalayacağımızı düşünüyorum. Ben tabii ki de heyecanlıyım. Bu sene de takıma girersem elimden geleni yapmaya çalışacağım. Çok çok önemli turnuvalar var. Hepsinde olmayı dört gözle bekliyorum.

“FORMULA 1’DE ALONSO’YU DESTEKLİYORUM”

– Gizem Örge’ye Formula 1’i sevdirebildin mi?

Bu sene Grand Prix’i yeni başladı. İşte ayak üstü, ‘Başladı mı? Sen bana bir anlat da ortayı yakalayayım’ diye soruyor.Gizem benim aynıi sporu bir türlü sevemedi.fakat işte Hamilton, Leclerc’ı görmeyi, sponsorları falan beğendi. ‘Ne hoş hayat’ diyor. Ben çok dikkatle takip ediyorum.

– Favorini soralım o zaman?

Ben hiçbir zaman Red Bull’cu değilim.fakat bu sene Aston Martin’de Alonso çok iyi başladı. Şu an Alonso’yu destekliyorum. Geçen sene tabii ki de Ferrari’yi tutuyordum. Leclerc’i tutuyordum. Red Bull’u hiçbir zaman tutamayacağım. Gerçek üreticileri destekliyorum. Aston Martin sonuna kadar devam edebilir mi bilemiyorumfakat Alonso ne kadar giderse o kadar destekleyeceğim. O yaşta bu performansı gösterebiliyor fevkalade bir şey!

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

Verified by MonsterInsights